Önümüzdeki yıllarda mars gezegeninde kolonileşme faaliyetlerine başlamak üzere araştırmalara başlayan bilim dünyası konu tıp alanındaki özellikle de bu alandaki çalışmalara gelince neden kolaycılığı seçiyor, bunu anlamak gerçekten de çok güç. Mars’a adım atmak için gerekli olan ayakkabı tasarımı için bile 6 milyon dolarlık ar-ge çalışması yapılabiliyorken neden kolaycılık en baş köşeye yerleştiriliyor.

Neden hemen statin veya fibrat grubu ilaçlara başvurulup çözüm aranmaya çalışılıyor !?

Sorguladığımız sadece bu. Üstelik Amerikan kalp derneği yeni tarihli yayınladığı son önerisinde LDL kolesterolün ( başındaki L harfinden dolayı Lanetli olarak bilinir bizde ) üst sınırını 70 den 190 a çıkardı. Bunu neden yaptınız diye sorduğumuzda ‘’evet, bu da değilmiş’’ gibi bir cevap verilebilir, bu da sadece yeni sorunların başlangıcı değil de nedir ? Ne oldu da bu aralıklarla oynandı ya da sürekli oynanıyor ?

Yeri gelmişken bu HDL ve LDL deyimlerini de açıklamak gerekiyor sanırım. İyi olarak tanımlanan taşıyıcı proteinlere ait lipoprotein HDL (başındaki H harfinden dolayı Hayırlı olarak bilinir bizde ) olarak adlandırılır ve yapısında apo A1 vardır. Kötü olarak bilinen lipoprotein LDL olarak bilinir ve yapısından apo B-100 adlı taşıyıcı bir protein bulunur.

Diğer bir ifade ile karaciğerin sentezlemiş olduğu kolesterol molekülü (LDL) ile ve karaciğer dışı organların sentezlemiş olduğu kolesterol molekülü (HDL) ile belirtilir ve arasında kimyasal olarak yağ asitleri ile yapılan çeşitli birleşimler dışında, hiçbir fark yoktur.

Kan tahlillerindeki kolesterol, HDL, LDL, trigliseritreferans aralıkları sürekli değiştiriliyor. Daha da önemlisi bunları yapanlar çok büyük kurumlar. Sorgulayıcı bir yapınız da yoksa dediklerini uygulamak zorunda hissedersiniz kendinizi.

Yani kan tahlili sonucunda ortaya çıkan değerlerin nasıl ve ne şekilde yorumlanacağı bile aydan aya seneden seneye bir şekilde değişiyor/değiştiriliyor.

Bu aralıkların sürekli olarak değiştirilmesi de ister istemez aklımıza daha çok para kazanma amaçlı bir girişimin ortasında mı kalıyor hastalar sorusunu getiriyor. Çok kaba bir tabirle insan hayatı ‘’out’’, para kazanma hırsı ‘’in’’ olmuş. 

Bir zamanlar doğru olarak kabul edilenlerin aslında başından itibaren yanlış olduğu veya daha basit bir anlatımla insanların kendi sağlıkları ile alakalı hiçbir kişisel araştırmaya girmemeleri durumu daha da zorlaştırıyor.